Merhaba Christoph, İstanbul’a hoş geldin! Bize biraz kendinde bahseder misin, Christoph Rode kimdir?

Merhaba! Otuz yaşındayım ve Almanya'nın 150 nüfuslu, Schweckhausen adında küçük bir köyünden geliyorum. Dortmund Teknik Üniversitesi’nde mühendislik alanında lisans eğitimi aldım ve ardından yüksek lisans yaptım. Tam bir doğa tutkunuyum ve hobilerim arasında gönüllü olarak itfaiyecilik yapmak, arkadaşlarımla zaman geçirmek ve bisiklete binmek var.

Üniversitede eğitimimi finanse etmek için araba tamir ediyordum. Bu nedenle tatil için de fazla zamanım olmuyordu ve dünyaya zarar vermeden nasıl gezebilirim diye düşünürken 3 yıl önce tamamen bisikletle seyahat etme fikri aklıma geldi. İlk olarak, mühendislik lisansımı bitirdiğimde, Almanya’dan Norveç North Cape'e gidip geldim. İlk seyahatimden sonra yüksek lisansımı bitirdim ve beni şu an İstanbul’a getiren yolculuğumun başlangıcı olarak Kiev’e gitmeye karar verdim. Buradan da Yunanistan’a doğru yoluma devam edeceğim.

Seyahatlerin sırasında doğaya zarar vermemek adına dikkat ettiğin sürdürülebilir alışkanlıkların neler?

Bisikletle seyahat ederken mümkün olduğunca az ürün taşımanız gerekiyor, bu yüzden minimalist bir yaşam tarzınız oluyor ve her zamanki gibi tüketmemeyi öğreniyorsunuz. Böyle yaşadıkça aslında hayatta hiçbir şeyi kaçırmadığınızı, mümkün olduğunca az ürüne sahip olarak da özgürleştiğinizi hissediyorsunuz. Seyahatim boyunca maddi hiçbir şeyi özlemiyorum, sadece arkadaşlarımı ve ailemi özlüyorum.

Dinamo ve güneş panelleri kullanarak bisiklet sürerken cep telefonumu şarj etmek için kendi elektriğimi üretmeyi öğrendim. Bisikletime bağlı dinamo ile tüm elektronik cihazlarımı şarj edebilen bir uygulama buldum. Ayrıca sırt çantamda bir güneş paneli var, böylece herhangi bir sabit elektrik kaynağından bağımsız hareket edebiliyorum. Genellikle de bisiklet sürerken ihtiyacım olandan daha fazla enerji üretiyorum.

Çoğu zaman çadırımda uyuyorum, bu şekilde doğayla ayrı bir ilişki geliştirdiğimi düşünüyorum. Doğada bir çöp gördüğümde de çok üzülüyor ve sinirleniyorum çünkü doğa bizim evimiz ve kimsenin evinizi kirletmesini istemezsiniz.

Seyahatin sırasında en unutamadığın deneyim neydi?

Çernobil’e gittiğimde kendimi bir distopyada yaşıyor hissettim. Aslında iklim krizi sebebiyle yaşanamaz hale gelen ve yeterli kaynak bulunamadığı için göç edilmek durumunda kalınan geleceğin hayalet şehirlerini düşündürdü bana.

En sevdiğin süper kahraman hangisi?

Kaptan Amerika! Çünkü aslında süper güçlerle doğmuyor ama iyi bir insan olduğu için süper kahraman olması için seçiliyor.

Sence iklim değişikliği ile ilgili en büyük zorluk nedir?

İnsanlığın yaşam standardını artırırken CO2 emisyonunu düşürmesi.

İklim krizine karşı hangi önlemleri alabiliriz?

Başka yerlere gitmek için mümkün olduğunca bisiklet kullanmakla başlayabiliriz. Gördüğünüz gibi Almanya'nın kalbinden Kiev'e oradan da İstanbul'a kas gücüyle ve büyük bir karbon ayak izi bırakmadan bisikletle gezmek mümkün.

Kapatırken, bisikletle seyahat etmede en sevdiğim şeyler, araba veya uçağa göre her şeyin yavaş olması ve gördüklerimi özümseyerek gezebilmek. Gittiğim yerdeki kültürleri çok daha derinden tanıyor ve doğa ile bağlantı içinde kalıyorum.

Gelecekte; İstanbul'da, hatta her yerde daha fazla bisiklet yoluna ihtiyacımız var. Örneğin Almanya'da bisiklet yollarının yaygın olması insanların %70'inin bisikletle ulaşımını gerçekleştirmesini sağlıyor.